Başbuğlar Ölür

”Yandı yürekler yandı
Yağan kar ile sönmez
Bozkurtlar bir ağızdan
Diyor başbuğlar ölmez”

Ölür elbet başbuğlar da
Nasıl ölüyorsa Rabb’in peygamberleri
Lâkin ikiye ayrılır bence insanlar

Biri ölmeyi bilen
Diğeri
Diğerleri

12.10.2001 Trabzon

Selçuk Bekar

Odlar Yurdundan

Balam, sana selâm, Odlar Yurdundan
Gözlüğü tak, burnu kıvır şöyle bir.
Ben sanırdım, od çıkar hep odundan
Can yanıyor, hem de nasıl, öyle bir.

Orkun’lar aradım ata yurdunda
Moskofça söz duydum yolda, odamda.
Uğrular, yağılar hele yadımda
Köslere vur, mehter marşı söyle bir.

Okumaya devam et

Deniz ve Adam (Azeri)

Bir adam, yoldaşlıg edir denizle
Ağ günleri, garalara eşleyir
Sultana gayıtsa, bilmir ne üzle
Denizde özünü görür, daşlayır
Hazer’de ittiyi günü düşleyir

Ömür de olmalı bele bir gece
Soyuh ve garanlıh, aysız, ulduzsuz
Demeli; ecelde asıl bilmece
Gözleri yuhusuz, gıpgızıl, susuz
Bir bilse seherler, harda gışlayır.

Okumaya devam et

Bağışlayın

Sözüm mü tavrım mı dokundu size
Bugün biraz daha rahatsızsınız
Benziniz bir soluk bakışınız boş
Semâsız bulutsuz kanatsızsınız

Siz de biz fânîler gibi bu yerde
Gelin, koyun güdün ağıtlar yakın.
Yâ Rab! Neden birden doldu gözünüz
Neden boynu bükük, inatsızsınız

Bir tozpembe, bir kapkara, kararsız…
Bilmem, bugün nerden eseceksiniz.
Ufuklar ardında mahsur sesiniz,
Âlemlerde gezgin, sebatsızsınız.

Affedin ben kırdım üzdümse sizi
Yazık, düzen tutmaz bir âlemim var
Yürüyen tepeler sesli bulutlar
Sizlerse şimdilik cinnetsizsiniz

Gün Mevlâ’nın günü, akşam da O’nun
Sabahlar seherler şafak hep onun.
Zulmetin cellâdı doğdu doğacak
Ufuklar yanıyor, Ümit/sizsiniz

Bakı – 1992
Kaynak: Can Yazısı

Selçuk Bekar

Sorma Ağabey

Sorma ki ağabey: başımda duman,
Soframa koydular efkâr durmadan.
Bu üzüm damladı, şu karpuz aktı,
Mezarından mahzûn bir şehit kalktı.

Çıktı bak, rüyâmda ağlayan bebek
Âh, ben neyi teptim istemeyerek.
Haktı! Niyetim billâhi haktı:
O şehit ve bebek bu nârı yaktı.
Dâvâyı ben değil, eller bıraktı.

Ben, pınarı dağlarda arayan,
Su hayâlleriyle geçtikçe zaman
Makberî lezzetle tattım uykuyu
‘Körün leş bardağı’nda dipsizdi kuyu.
Nasıl bunca zaman kanla yıkanan
Kayaları sıkıp, sıkıp durmadan
Görmedim gözümde çağlayan suyu?

Sen çölde boğuldun, deniz kuraktı.
Körlüğümü delip aynandaki nûr,
Aklımı başımdan tatlı bir buhûr
Almasa gelmezdim aslâ peşinden.
Birlikte durduk yâ dün kapısında:

Rûhumuzda bir şimşek mi çaktı,
Bir çift göz, o camdan bize mi baktı?
Bitmiştin ağabey! Sen, çoktan bitmiş…
Hâlâ vâr olmanın ahmaklığından
Beni nâr bakışlı bir ahû yaktı…

Bakı 1992

Selçuk Bekar

Gıyâmet (Azeri)

Goptu göynümde gıyâmet, n’ola ferman Mevlâ
Bî-deva xeste bu cânım, ona derman Mevlâ.

Sen menim tek dileyimsen; yola düşdüm sen üçün,
Bir elem şehrine çatdım hanı sevdan Mevlâ.

Ele bir yer ki; ağıtlar ucalır her evden
Mahnılar gemli, hezin, hem, sonu hüsran Mevlâ.

Bilmirem, harda elim, harda gülüm, harda balam
Her teref ‘göyçe tikan’, harda gülistan Mevlâ.

Gara axşam bele, cânanına gördüm govuşub
Taptığım her gapı, eyvah, gara zindan Mevlâ.

Dediler, aşige vuslat, heç olar dünyâda?
Gülü solmuş da kutarmaz niye devran Mevlâ?

Men bilirdim ki; fenadır mene vuslat bedeli
Sen üçün göz yaşı bexş et mene, her an Mevlâ.

Güle eşg ver, güle vuslat, güle seyran Mevlâ
Göyne sevda, göze yaş ver, mene hicran Mevlâ.

BAKI 1990
Lehçe hatalarını gidermeme yardımcı olan Azerî şâir Xalide Efendiyeva’ya içten teşekkürlerimle…

Selçuk Bekar

Genya

___Mor dumanlar yükseliyor her gece
___Yıldızların raks ettiği göklere
___Mor cübbeli bir ihtiyar doğrulup
___Yedi yerden bıçaklıyor toprağı
___Yedi yerden, yedi gül fışkırıyor

Genya Tepesi’nde bir çift mezar var
Ben geceden kara, onlar ışıktan
Korkarım gün aşıp vak’t erişince
Yürür benden kara duman dağlara
Ağlara takılır kalır bir yarım
Bir yarım râm olur göğün raksına,
Efkâr Tepesi’nde kan yudumlarım

Okumaya devam et

Yola Doğru

-I-
Döndükçe sirenler gibi döndükçe tekerler
Ömrün sevilen günleri meçhûle ilerler
Kasvetli seherler belirir pencerelerde

Eller açılır sonsuzu kavrar gibidirler
Rûh aczi duyar böyle hudutsuz gecelerde

-II-
Yollar bükülürken yine en ince duyuşla
Ey can yeniden sancıyı hissetmeye başla

Ufkunda batan çehre benim hüznü benimdir
Sâhilleri efkâra boğan renk elemimdir

Fark etmez olur çevreyi kan rengi bakışlar
Rûhumda hayâlinle şu meltemli akışlar

Okumaya devam et

Dışarda Kar Yağıyor

Demek
Lapa lapa kar yağıyor dışarda
Hesapsız oynuyor minik çocuklar
____Serçeler de var mı etraflarında
Kar topu izlerine bakın bir hele
Beyaza çalmış mı kara duvarlar

____Yağarsa yağsın kar, oynasın onlar
____Beyazlar giydirsin üstlerine yâr
____Benim, yaklaştıkça gizlenen sevdâm
____Şafağı sökmeyen bir tek gecem var

Bakmayı bilemedim
Gördüğüm her şeyle düştüm hayrete
Sandım senden başka bir şey daha var
____Haram oldu görmek -böylece- bana
Ben, bir kere gördüm her ne gördüysem
Bir kere deniz, bir damla yağmur,
Bir tâne kar
Nasıllar eğleyemez gönlümü
Nedenler yakar

Okumaya devam et