Yaralıyım

O hançer benim de göğsümde ama
Sakın gözyaşınla girme dünyâma
İkimiz de aynı ele muhtâcız
Merhem olamazsın bil ki yarama

Diler dalgalarla boğuş, dağlar aş
Diler yak yık koyma taş üstünde taş
Sanma ki bitecek bir gün bu uğraş
Derdi vereni sor derman arama

Hastalığımızın devâsı gülüm
Ya hasret ya gurbet veyâhut ölüm
Gözlerinden başka yerde yok zulüm
Bu ok baktığın gün değdi şurama

Yıkıldı müeddâ, evvel sefâlar
Yâr ile yârenlik, asûde bahâr
Yeksân ise yerle umum devâlar
Nasıl yapsın hekim gönlüme yama

Selçuk Bekâr

Gönül

Şakıyor iki bülbül
Bilmiyor onları gül
Bülbül ve gül bahâne
Ukbâda güldür gönül

Su iner şelâleden
Ne anlar göz lâleden
Aydan değil kâm alır
Sathındaki hâleden

Gözlerin maksadı yaş
Çiçekler doğurur taş
Etleri insan yapar
El Hâlik yavaş yavaş

Selçuk Bekar

Kimlik

Sayma kaç gün yaşadın
Sorma kimsin, ne adın
Sebepsin sen bunlara
Bir cesede uğradın

Görmezi görür kılan
Olmaza olmak olan
Ey her hesaptan kalan
Tek sızısı her sadrın

Selçuk Bekâr

Türk

Neler anlatır bilsen dile gelse dağlar taş
Bu erler Hak ordusu şu gelişten ilk sen ürk
Omuz üstünde kalmaz güvenilmiş nice baş
Bu toprağı suladı buradan doğrulur Türk

Onlar sadakaları canlarından verirler
Gazâ meydanlarını tavaf ve sa’y bilirler
Boyun eğmek bilmezler şehâdetle ölürler
Hak sözünü yüceltmek dâvâsında yoktur terk Okumaya devam et

Ülkücü

Hedefsiz yollara koyulmaz erler
Ukbâsızı neyler abdest ve namaz
Dâvâsı olana Ülkücü derler
Ülküsüzü inek bile otlamaz

Bir kılıç sallasan düşse bin kelle
Tankları savursan çıplak bir elle
Niyetinde olsa küçük bir zelle
Dünyâya hükmetmen bize yaramaz

Hayırda ve şerde Kibriyâ’yı gör
Yayını sâdece besmeleyle ger
Sultân otağına sırtın eğik gir
Diler boynun vursun var mı başka haz?

Selçuk Bekâr

İsimsiz

Hayat menzilsiz saat
Yaşamak saf işkence
Alnımdaki kırık hat
Anlatılmaz bu, gence

Koşulup düşülecek
Kumsallar eşilecek
Dert son gün deşilecek:
Asılsız bu eğlence

Milyarlar gelip geçmiş
Geçmiş ve hattâ geçmiş
Bir mahlûk yemiş içmiş
Olmamışlık bu bence Okumaya devam et

Kırmızı Gül

Sen ey gözümün nûru gönül şâhı efendim
Sanmış mıdır uşşâk unutur sâhi efendim

Bakmakta diyorsan yine bir başka cenâha
Gâh aynınadır zülfe nazâr gâhı efendim

Mümkün mü ki zindâna düşen eylesin ihmâl
Cam şemse her ân ayna tutan mâhı efendim

Okumaya devam et