xDerin Sular -07- (Düşünmeyi Düşünmek)

Dokunmaya dokunmayı, görmeyi görmeyi (belki henüz değil) ama düşünmeyi düşünmeyi… Evet… Bunu bile düşünmeliyim. Belki böyle bir yerde bulunmaktır: Karşılıklı iki aynanın ortasında durup sonsuza kadar uzayan görüntüler zincirini seyretmek.

Gerçekten düşündünüz mü nasıl düşündüğünüzü? Eğer şimdiye kadar bir parmağınızı bile nasıl başarıp hareket ettirebildiğinizi düşünmemişseniz, bunu düşündüğünüzü de sanmıyorum. Sakın çok tekrarlanan kelimelerdeki anlam yitimine kapılmayın. Önce düşünen birini düşünmeyi deneyelim isterseniz:

‘Yüz papel borç. Dile kolay. Eldeki yirmiyi geçmez. Hanımdan çıksa çıksa on çıkar etti otuz. Şu pinti Recep bi on kâat verir mi? Verse n’olacak? Yok yâ, hayatta bulamam ben bu para

yı.’

Düşünüyor mu? Yoksa eline birkaç veri tuğlasını almış duvar mı örüyor bu adam? Eldeki tuğla bu duvarı ya yapar ya yapmaz… Yâni düşününce müteahhit mi olunuyor?

‘Dur hele ya,.. Nasıl akıl edemedim,.. Ben bu kırk kağıdı yatırırım borsaya, üç günde bi üçe katlarsa,..’

Hayır tahmin ettiğiniz gibi bu kafayla giderse muhtemelen katlamayacak, hattâ kendisi katlanacak. Peki onu dinlerken siz ne yapıyorsunuz? Belki Mustafa ağaya yeni bir şey söyletmemi, ardından, işte şimdi düşünmeye başladı dememi bekliyorsunuz. Ama o yeni bir şey söylemeyecek. Kelimelerle karıştırdığı bir ‘çözümlük’te gözüne çarpacak bir anda çözüm: Ne zaman çözümü bulacağını siz de biliyorsunuz: Çözümü bulmaktan ümidini kestiği bir sırada.

En yoğun düşündüğüm anlar, ne zamanlardır? Belki bu tür yazılar yazmaya çalıştığım anlar. Bu tür yazılar yazarken düşündüğümden (bir şekilde) emînim. Bir de nasıl düşündüğümü bilebilseydim. Gerçekten nasıl, veyâ nelerle düşünürüm? Şu anda tuşlara tıkır tıkır basıp gidiyorum. Önümdeki monitörde bir biri ardına yepyeni kelimel

er beliriyor.

Bunu önceden nasıl ayarladığımı düşünüyorum şimdi. İlginç ama, bir önceki paragrafta, yâni ne söyleyeceğimi kestiremediğim anların aksine, bu defâ hiçbir kelimeyi önceden seçmediğimi fark ediyorum. Nâdiren tekleyen bir cümle sezersem geri dönüp düzelttiğim olmuyor değil. Ama hiçbir cümleye ne hangi kelimeyle başlayacağımı, ne hangileriyle, hangi sırada devam edeceğimi önceden tasarlamadığımdan şu anda o kadar emînim ki,.. Fakat bu nasıl olur? Bugüne kadar Türkçe konuştuğumu, Türkçe düşündüğümü sanıyordum. Oysa bu, bambaşka bir şey,..

Tahmin edeceğiniz gibi bu konuyu ilk defa düşünüyor değilim. Bu defâ belki biraz daha farklı ifade ettim. Her zamanki örneğim; karşımızdakini iknâ etmek için iyi bildiğimiz bir konuda kendimizden geçercesine bir huşû içinde yaptığımız konuşmalardı. Çoğumuz yaşamışızdır böyle anları. Böyle bir ânınızı hatırlayın, yeniden yaşayın. Veyâ karşınıza hayâli birini koyup işte böyle bir havada konuşun. Kelimeler nerede? Sâdece dudaklarınızın ucunda değil mi? Şaşırtıcı ama, çoğunu, sadece dudaklarınızdan ancak çıktığı anda, dinleyenlerle birlikte duymuyor musunuz siz de?

O zaman ben şunu iddia ediyorum: Aslında (gerçekten sıkıştığımız, ve düşünmek yerine didişmekle vakit geçirdiğimiz anlar dışında) hiçbir zaman kelimeleri kullanmayız düşünürken. Düşündüğümüz, söylemek istediğimiz şeyi düşünün. O anlık bir şeydir. (Çok şükür bu ‘şey’ kelimesi var. Yoksa bu konular nasıl işlenebilirdi?) Önce bizde kelimelere dökülmüş değil, ama güçlü bir biçimde hissedilmiştir: Duyduğuna itiraz eden adam konuşmaya başlarken söyleyeceklerinin hepsini tasarlamış mıdır? O sâdece, karşılığı kelimelerle tekrarlanmadan ‘kendisindeki dolu odalardan birinin’ ziline basıldığını bilir. Söylenecekleri garanti eden adsız bir anahtar çevrilmiştir, artık yanan lâmbadan ne tür ışık çıkarsa bahtına. Sonuçta oda aydınlanacaktır. (Tabii eğer inancında haklı ise. Değilse bir güzel, onu aydınlatırlar.)

Anlık, adı konmamış sembollerle düşünüyoruz. Sonra ekstrapiramidal sistemimiz*, kelime dağarcığındaki kelimeleri bizim alışkanlıklarımıza uygun bir şekilde sıralayıp gönderiveriyor gırtlağımıza, dilimize. O halde bu anlık düşünceyi sırtında taşıyan sembollerin (hattâ belki zamanı bile olmayan sembollerin) oluşturduğu lisanın adı nedir? ..

Bütün insanlar, hattâ belki bütün canlılar aslında aynı dilde düşünüyor, gerçekten en sâdık yardımcılarımızdan olan ekstrapiramidal sistemimiz, bu defa bize oyun oynayıp, birbirimizi anlayamamamız için elinden geleni ardına koymuyor olabilir mi? ..

Bu düşüncelerin bütün insanlarda ortak olarak bulunan bir anlık ve sembolik lisan fikrine çıkması kaçınılmaz gibi geliyor. Son olarak bu doğruysa, şimdiye kadar bilimkurgu filmlerinin inhisârında kalmış bir hayâlin gerçek olup olmayacağını da düşünelim isterseniz:

Anlık, sembolik ve bütün insanlar, hattâ belki bütün türlerde ortak bir lisan. Şimdi aradan tercüman denen aracıları çıkarmak için bir ümit ışığı var gibi. Ya bu evrensel dili (bulunabilirse) ilgili kortikal alanların oluşturduğu (varsa) elektromanyetik dalgaları veyâ kortikal alanlardan sinirler üzerindeki aksiyon potansiyellerini doğrudan kopyalayıp o dili bilmeyenin beynindeki eşdeğer alana aktarmak. Bu günümüzde kesinlikle mümkün değil. İleride belki.

İkinci yol, şu harika ekstrapiramidal sistemi oyuna getirmek. (Yakın gelecekte mümkün olacaksa bir evrensel çevirmen ancak bu sûretle mümkün olabilecektir) Bu defa yüksek kortikal alanların ne yaptığıyla ilgilenmeyip, (tabii yine bulabilirsek) karar verildikten sonra otomatize hareketleri yönlendiren bölgeye giden sinir liflerindeki aksiyon potansiyellerini yakalayacak ve bu defa bunları karşı bireyin aynı liflerine aktarmak. İlk düşünceye göre daha kolay gibi görünse bile, bu da daha yakın bir geleceğin işi gibi görünmüyor. Ne yazık ki daha beynimizde sadece bazı alanların, ve o da kabaca olmak üzere, neler yaptığını bile değil, nelerle ilgilendiğini bilebiliyoruz. Nerede kaldı her bir nöronun ne taşıdığını bulmak,..
Olsun, biz şimdiden yazalım da, ‘evrensel çevirmen’ günün birinde gerçek olduğunda bunu bizim düşünemediğimizi değil, imkânsızlıklardan dolayı çalışamadığımızı bilsinler

*Öğrenilmiş davranışları otomatize olarak yürüten merkezî sinir sistemi bölümü

Selçuk Bekar

Sosyal AğTweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedIn

Bir Cevap Yazın