İsimsiz

Hayat menzilsiz saat
Yaşamak saf işkence
Alnımdaki kırık hat
Anlatılmaz bu, gence

Koşulup düşülecek
Kumsallar eşilecek
Dert son gün deşilecek:
Asılsız bu eğlence

Milyarlar gelip geçmiş
Geçmiş ve hattâ geçmiş
Bir mahlûk yemiş içmiş
Olmamışlık bu bence Okumaya devam et

Kırmızı Gül

Sen ey gözümün nûru gönül şâhı efendim
Sanmış mıdır uşşâk unutur sâhi efendim

Bakmakta diyorsan yine bir başka cenâha
Gâh aynınadır zülfe nazâr gâhı efendim

Mümkün mü ki zindâna düşen eylesin ihmâl
Cam şemse her ân ayna tutan mâhı efendim

Okumaya devam et

Öldü Diyeler

Köyüne varmadan çatarsa ölüm
Taşıma Bir Âşık yazsınlar gülüm
Cesedim buluttu rûhum saf umut
Kabrimi sulara kazsınlar gülüm

Seni duyduğumda başladı yolum
İlk adımda yitti sağım ve solum
Benliğin münkîri, senliğe kulum
Bu büyüyü nasıl bozsunlar gülüm?

Selçuk Bekâr

Gün Karanlık

Gün karanlık hava puslu kar da yağmıyor
Güller nine çoktan öldü inek sağmıyor
Bana bakan gökyüzü var benden habersiz
Geceleri yıldızlarla bana ağlıyor

Dağların şiş karınları fâre yok anne
Alınlarda aydınlık yok hâre çok anne
Benim beynim benim eynim kurbanla doldu
Ammâ Hâcer ve de ammâ Sâre yok anne

Okumaya devam et

Unutma

Unutma bir zaman verdiğin sözü
Kalbimin Ey kalbi, rûhumun gözü
Sensiz de bir ömür belki olunur
Yakamaz hiç kimse lâkin bu közü

Bir kuşum şimdi ben senden uzakta
Girişi çıkışı saklı tuzakta
“Bendeki şu ben’e” gönlünle bak da
Söyle: meğer neymiş olmanın özü

Selçuk Bekar

Mümkün mü?

Yâ Rab diledin -yek idin- âlemde bilinmek
Kullar yaratırken biliyordun diyecek “Tek”

Aksindeki kesr içre yek onlar olacaklar
Ahmer gülün aşıkları nâr hâr dolacaklar

Sen söyle, senin gayrına mümkün mü bu Ey Hak:
Bilmek seni sen olmadan olmaz mı ki nâhak?

Selçuk Bekar

Duraksızım

Itrını gizleyen gülüm gibisin
Varlıkta yokluktan dilim gibisin
Sen benim için bir zulüm gibisin
Sanki yanmışım, sen külüm gibisin

Eğer kendimi de tanımıyorsam
Bilmiyorsam beni ben kimse sorsam
Seni gerçeğe mi düşe mi yorsam
Rûhumda saklı bir bölüm gibisin

Okumaya devam et