Öldü Diyeler

Köyüne varmadan çatarsa ölüm
Taşıma Bir Âşık yazsınlar gülüm
Cesedim buluttu rûhum saf umut
Kabrimi sulara kazsınlar gülüm

Seni duyduğumda başladı yolum
İlk adımda yitti sağım ve solum
Benliğin münkîri, senliğe kulum
Bu büyüyü nasıl bozsunlar gülüm?

Selçuk Bekâr

Gün Karanlık

Gün karanlık hava puslu kar da yağmıyor
Güller nine çoktan öldü inek sağmıyor
Bana bakan gökyüzü var benden habersiz
Geceleri yıldızlarla bana ağlıyor

Dağların şiş karınları fâre yok anne
Alınlarda aydınlık yok hâre çok anne
Benim beynim benim eynim kurbanla doldu
Ammâ Hâcer ve de ammâ Sâre yok anne

Okumaya devam et

Unutma

Unutma bir zaman verdiğin sözü
Kalbimin Ey kalbi, rûhumun gözü
Sensiz de bir ömür belki olunur
Yakamaz hiç kimse lâkin bu közü

Bir kuşum şimdi ben senden uzakta
Girişi çıkışı saklı tuzakta
“Bendeki şu ben’e” gönlünle bak da
Söyle: meğer neymiş olmanın özü

Selçuk Bekar

Mümkün mü?

Yâ Rab diledin -yek idin- âlemde bilinmek
Kullar yaratırken biliyordun diyecek “Tek”

Aksindeki kesr içre yek onlar olacaklar
Ahmer gülün aşıkları nâr hâr dolacaklar

Sen söyle, senin gayrına mümkün mü bu Ey Hak:
Bilmek seni sen olmadan olmaz mı ki nâhak?

Selçuk Bekar

Duraksızım

Itrını gizleyen gülüm gibisin
Varlıkta yokluktan dilim gibisin
Sen benim için bir zulüm gibisin
Sanki yanmışım, sen külüm gibisin

Eğer kendimi de tanımıyorsam
Bilmiyorsam beni ben kimse sorsam
Seni gerçeğe mi düşe mi yorsam
Rûhumda saklı bir bölüm gibisin

Okumaya devam et

Yâ Fâîl

Ben âmâyım ahrasım ben
Ne söylerse Allah söyler
Ya dünyâyâ geldim, neden
Bilir ancak Allah, beyler

Hiç olmamış olsun nasıl
Olsun dilemezse asıl
Görünse de kuldan hâsıl
Allah’tan bu bütün şeyler

Arzû benim, Yâr fiilsin
Beyinsin sinirsin dilsin
İcraatı kul ne bilsin
Ne eylerse Allah eyler

Selçuk Bekâr

Cezândır

İki aynınla bu âlem görülür lâkin ezâdır
Ya gerektir daha çok göz ya yumulsun ki sezâdır

Gülü vardır da dikendir su ferah gör ki boğar da
Göregördüm ve fakat hepsi de hır gür ve nizâdır

Önce cennet gibidir sen kapılırsın da bu sihre
Sakın evlât yuva zannetme hapissin bu cezâdır

Selçuk Bekar

Yeni Ulubatlılar

Yirmi Birinci YY Ulubatlı Hasanlarına

Bataklıkta biten gül taneleri
Zamansız ettiler terk hâneleri
Almılalarına ne bir söz kaldı
Ne şehâdet için bahâneleri

Kelebek idiler rengi cürbecür
Semâvî kalpleri damda bile hür
Bir kızıl elmaydı bütün bir ömür
Böyle terk ettiler daha neleri Okumaya devam et